Blog

Latest News
Erişilebilir Menü Engelsiz Hayat

Erişilebilir Menü Engelsiz Hayat

İnsan hayatı tamamlanmamış hikâyeleriyle meşhurdur genelde. Çay-kahve sohbetlerimizin vazgeçilmezi, anlatılacak şeylerimiz... Şimdi biz de tamamlanmamış bir erişilebilirlik hikâyesi anlatmaya geldik: 

Düşünün ki görme engelli bir kişisiniz. Bir sürü eşik aşıp belli bir yaşa da gelmişsiniz. Aileniz, arkadaşlarınız, belki bir okulunuz, bulacak kadar şanslıysanız bir işiniz, belki hobileriniz var. Eh, insan denen varlığın da sosyal bir canlı olduğunu düşünecek olursak  hayatınızda bir dolu insan olması gayet mümkün. Okulunuz, işiniz ve hayat sorumluluklarınız dışında kendinize ve sevdiklerinize ayıracak zamanlar olsun istiyorsunuz. Dahası, bunu vakit geçirilecek tüm taraflar için en iyisi haline getirmeye çalışıyorsunuz. Tıpkı herkesin her buluşmasında muhtemelen niyet ettiği gibi. 

Havanız yaz ya da kış fark eder mi? Biraz da canlı bir şehirde yaşıyorsanız mutlaka aradığınız şartlara uygun konseptte bir mekan bulacaksınız.  Bugün aradığınız mekanı dilediğiniz kritere göre aratmak en kolayı. Arama motorları telefonlarımız, bilgisayarlarımız ve muhakkak ekran  okuycularımız ne zaman istersek bulacağımız kadar yakın.

Günün nasıl başlayacağı belli, nasıl biteceği de bize kalsın deyip çıkıyorsunuz. Beyaz bastonunuz değişmez ekipman. Yer yer sarı çizgileriniz, belki sesli trafik lambalarınız, sonra ekran okuyucu aktif olan telefonunuzdaki navigasyon uygulamalarınız. Güne başlarken sahip olmanız gereken, bağımsızlık yolunda her şey sizinle.

Buluşma gerçekleşiyor, telefonlar da elden bırakılsa, muhabbet daha da koyulaşsa fena olmuyor hani deyip başlıyorsunuz vaktinizi kelimelerinizle ve gülümsemelerinizle doldurmaya. Karnı aç olan, kahve isteyecek olan... Menüler geliyor, sizin de önünüze bir tane konuyor. Her mekanda elbette bir menü kitapçığı bulunduğu gerçeğiyle, sizin hiçbir şartta onları okuyamayacağınız gerçeği çarpışıveriyor. Arkadaşlardan birisi menüyü okumaya başlıyor. Biraz da hayatı kararsız geçirenlerdenseniz, 10 dakika bile sürer bu menü okutma işi. "Salatalara bir daha dönelim, yok yok kırmızı et mi? Neyse canım sandviç iyidir." O seçim eninde sonunda yapılır, yemekler yenir, bir gün daha harika geçirilir vs vs. Ama anlatıyı tam burasında kesmek istiyoruz.

Zaten başta da yarım kalan hikaye dememiş miydik? Kılavuz sarı çizgilerimiz, ekran okuyucularımız, telefonlarımız, sesli trafik ışıklarımız var. Bir günü, bir yere gelene kadar yeterince bağımsız yapmaya yetebilirler mi? Bizce hayır. Bir görme engellinin sosyal ve bağımsız yaşamı tam da bir yerde menü okuması gerektiği anda yarım kalıyor. Bu yarım hikâyeyi tamamlamak için birkaç genç, enerjik ve dinamik arkadaş yola çıktı; artık tüm görme engelliler hikâyelerini hiç takılmadan anlatsın, yolda yürümek, kısmen kitap okumak kadar özgür olsun diye BlindLook'u yaptı. Size bir son cümle niteliğinde slogan da söyleyelim mi?

"Çıkın çıkın gidin, seçin seçin yiyin!"

Yazar: Amine Ennur Aksoy 

Yorum (12)

Yorum yaz

Related Posts