Blog

Latest News
Ashoka Changemaker Summit 2020 -  BlindLook

Ashoka Changemaker Summit 2020 - BlindLook

Ashoka Changemaker Summit BlindLook'un dünyasına da dokundu. 


17-18 ve19 kasımda ilhamla dolu 3 gün geçirme şansı bulduk. Öyle bir yer düşünün ki 7'den 70'e yüzlerce insan, her biri daha iyi ve daha yaşanabilir bir dünya istiyor. Dahası, her biri o dünyayı var edebilmek için elini taşın altına koyuyor. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri etrafında şekillenmiş sayısız oturumdan oluşuyordu zirve. Her saatte katılmak istediğimiz en az 2 oturum oluyor, birine canlı katılırken diğer oturumları da kayıttan izliyorduk. Öyle etkileyiciydi ki oturumlardaki chat kısmı bile birçok yeni ufuk açtı bizde. Dünyanın farklı farklı yerlerinden, Herkes için Erişilebilir Dünya vizyonumuzu paylaşan birçok kişiyle tanışma fırsatı bulduk. Zirve öğreticiydi evet, ancak zirvede tanıştığımız birçok kişi ile anlamlı bağlar kurmak da çok keyifliydi. Eşit ve engelsiz hayat hayalimizi globale taşırken yanımızda bize inanan, hayalimizi büyütecek birçok yeni dostumuz oldu.


Gelin biraz da oturumlardan aklımıza kazınanlara bir göz atalım. Bu zirve bize dünyada niş konulara odaklanmış grupların daha etkili olduğunu gösterdi. Genel bir konu seçtiğimizde ne yazık ki derinliği kaybediyoruz. Ancak sosyal meseleler, ancak derinlemesine incelendiğinde sürdürülebilir çözümlere dönüşüyor. Bir sosyal girişimin başarıya ulaşabilmesi için önce sosyal meseleyi derinlemesine inceleyip sonra çözüm üretmesi, ürettiği çözümü geniş kitlelere ulaştırması ve partnerliklerle bu çözümün yayılması için çalışması gerekiyor. Bu kavramlar da Scaling Deep, Scaling Up ve Scaling Out kavramlarıyla açıklanıyor. Zirvede katıldığımız oturumlarda gördük ki, dünyanın çok farklı yerlerinden, İsveç, Endonezya, ve İrlanda... engelli kişiler engellerini çözüme dönüştürme konusunda kararlı. Mesele sahip olduğumuz engeller değil, mesela karşılaştığımız engellemeler. Bu engellemeleri en iyi fark eden, en uygulanabilir çözümü tasarlayacak olan da tabi ki engelli kişiler. O nedenle engelli bireyleri çözüme ortak etmemiz şart.


Engelliler için değil, engellilerle birlikte çözüm üretmeliyiz ki sürdürülebilir olsun. Engellilerle birlikte üretmeliyiz ki kitlede karşılık bulsun. Engellilik konusunda evrensel bir dönüşüm istiyorsak, ilk olarak engellilik ve yetersizlik kavramlarını eşleştirmekten vazgeçmemiz gerekiyor. Engelli kişilere potansiyellerini göstermemiz gerekiyor ki çözümün parçası olsunlar. Bu zirve çeşitlilik ve kapsayıcılığa da bambaşka bir pencereden bakmamızı sağladı. Şu an çeşitlilik birçok kurumun gündeminde. Birçok şirkette diversity & inclusion departmanları kuruluyor. Tüm kurumlar çeşitliliği önemsediğini vurguluyor. Ancak dünya var olduğundan beri çeşitlilikle doluydu. İnsanlar cinsiyetlerinden renklerine kadar baştan beri hep birbirinden farklıydı. İnsanlık olarak biz bu çeşitlilikle yaşamayı zaten biliyorduk. İdealize edilmiş insan figürleri gördükçe, idealize edilmiş toplumlara özendikçe çeşitliliklerimizi unuttuk. O yüzden aslında şu anda kurumlarımızda çeşitlilik ve kapsayıcılığı önemseyip çeşitliliği besleyen politikalar geliştirmiyoruz. Hali hazırda var olan çeşitliliği kabul ettiğimizi gösteren politikalar üretiyoruz.


İşbirliğinden besleniyoruz, rekabet için savaşmıyoruz. Zirvenin bize hatırlattığı en güzel gerçekliklerden biri de bu oldu. Rekabet ayrıştırıcı, işbirliği bütünleştiricidir. Bu nedenle rekabeti küçük bir oyundan ibaret tutup işbirliğini büyütmek ekosistemlerin büyümesi açısından çok daha değerlidir. Rakip olarak değerlendirdiğimiz her kurum, her kişi potansiyel bir paydaşımızdır aslında. Bu nedenle rakiplerimizle kuracağımız işbirliği fırsatları oynayacağımız rekabet oyunlarından çok daha fazladır. Aynı meseleyi dert edinmiş bir rakibimiz varsa gerçekten şanslıyız, çünkü bizim vizyonumuzu büyütecek, bizden bağımsız çalışan birileri daha var. Her iki tarafında gelişmesini sağlayan, toplumsal faydayı gözeten paydaşlıklar kurmak o kadar da zor değil aslında. Zirvenin en güzel öğretilerinden biri de ekosistemin önemini hatırlamak oldu. Bireyler öncü olur, ancak değişim ekosistemin bir ürünüdür. 


Bu nedenle dert edindiğimiz meseleye ilişkin ekosistem oluşturmak ve bu ekosistemi güçlendirmek oldukça kritiktir. Biz her zaman benden daha güçlüdür ve kitlesel değişim bizlerin ürünüdür. Sıradan bir insan olarak bir yasayı değiştirmemiz pek mümkün olmayabilir, ancak birçok sıradan insan olan biz kitlesel gücüyle dilediği değişikliği gerçekleştirebilir. Ego savaşlarına yenik düşmek, tüm kredileri ben üzerinde toplamak ne yazık ki sürdürülebilir çözümler değil, anlık tatminler yaratır. Öncü zihinler lider olmalıdır ve ekosistem kurmalıdır. Liderliğin en önemli özelliklerinden biri de bütünleştirici olmaktır.


Dönüşüm isteyenler ve gerekli değişimi tasarlayanlarla 3 gün geçirmek gerçekten ilham vericiydi. Sanal ortamda bu denli besleyici olan bu zirveyi diliyoruz ki insanlarla birebir temas ederek, içtenliğimizi tokalaşmalarımıza yansıtma fırsatı bularak, amaç birliğimizi bir fincanlık sohbetlere sığdırarak da yaşarız. Bu zirveye katılmamızı mümkün kılan Ashoka Türkiye ve Kale Holding'e sonsuz teşekkürlerimizle.


Etkinlik videolarını izlemek için tıklayınız.

Yorum (12)

Yorum yaz

Related Posts